Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Kur'an-i Kerim Kat'i şifadir..

hanne

Uzman Çavuş
#1
KUR'AN-I KERIM KAT'İ ŞİFADIR


Kur'an-ı Kerim öyle bir kitab-ı ilahidir ki, onun her harfinde yüzbin derde, yüzbin şifa vardır.

İmam-ı Rabbani hazretleri Kuddise sirruh, bir gün pencere kenarında hanımı ile beraber oturup, dışarıyı seyrederken, gülmüşler. Hanımı ne gördüklerini merak edip sorduğunda, İmamı Rabbanî hazretleri buyuruyorlar ki: Dışarıda birisi geçiyordu, şeytan sağ tarafından saldırmak istedi, yanındaki melek şeytanın kafasına bir topuz vurdu, şeytan öbür tarafa geçti, tam oradan içeri girecek, melek bir kere daha vurdu, arkadan saldırmak, kalbine vesvese vermek istedi, orada bir tokmak daha yedi. Öne geldi, gene birşey yapamadı. Hanımı merak etmiş, neden bir şey yapamadığını sormuş. "Mübarek adam evden çıkarken Ayetel Kürsi okumuş" buyuruyor İmamı Rabbani hazretleri. Ayetel kürsiyi bir duvar gibi örmüş etrafını.

Bir adamcağız işi için bir başka memlekete gitmiş. Hanımı o gün çamaşır yıkamış, bütün gün çok yorulmuş ve yatmış. Hırsızlarda o gece, nasıl olsa ev sahibi yok, bu evi soyalım demişler. Hırsızlar geliyorlar, bir bakıyorlar ki evin etrafı yarıya kadar yüksek duvarla çevrili (tam değil). Çok denemişler, eve girememişler. İkinci gece geliyorlar, bu sefer duvar tepeye kadar. Evin sahibi gelince, hırsızlar gelip demişler ki: "Dayı senin evi soymaya geldik, fakat soyamadık. Evin etrafında yarım duvar vardı, ikinci gün geldik, bu sefer duvar tepeye kadardı." Adam eve gelince hanımına anlatmış ve sormuş: Ne yaptın, niye böyle diye. Hanımı, Birinci gün çok yorgundum, Ayetel kürsiyi tamamlayamadan uyumuşum. İkinci gün tam olarak okuyup yattım demiş.

Abdülhakim-i Arvasi hazretleri kuddise sirruh buyuruyorlar ki: Kur'an-ı Kerim öyle bir kitab-ı ilahidir ki, onun her harfinde yüzbin derde, yüzbin şifa vardır. İlaçların bir kısmı kat'idir, bir kısmı zannîdir. Yani bir kısmı mutlak şifadır, bir kısmı ise şifa olabilirde, olmayabilirde Kuran-ı Kerim kat'i şifadır. Hiç şüphe yok, Kat'i ilac olduğunu Allahü teala buyuruyor.

Mübarek bir zât buyuruyor ki: "Bir gün yolda giderken çok sevdiğim bir arkadaşıma rastladım. Arkadaşım üzüntüden bitmiş, hayattan ümidini kesmiş. Dedi ki: Yirmi yaşında bir kızım var. Doktorlar çok uğraştılar, çare bulunmadı, ümidi kestiler. Eve götürdük." Mübarek zât bir tabak içine şifa ayetlerinin hepsini yazmış, birazda su koymuş, bu sudan içsin buyurmuş. Onbeş-yirmi gün sonra kız iyileşmiş. (Tabi, yazana ve okuyana göre değişir. Herkes yazabilir, okuyabilir ama, ağızdan haram girip-çıkmazsa tesir başka olur. Birde, kalbi ve kalıbı ile beraber okunması elbette lazım. Sadece kalıbı ile okuyup, kalb başka şeylerle meşgul olmamalı). Ağız aynı ağız, yazı aynı yazı, ama o nerde, bu nerde. Bir şiirde geçiyor ya: Dane-i fülfül siyah, hali mahbuban siyah. Her dû su zen, inkucah, ankucah: Karabiber siyah, sevdiğimin ben'i de siyah. İkisi de yakar. Biri kalbi, biri ağzı yakar. O nerde, bu nerde. (Onun için, büyük zâtlar dua ederken, onların yanında, o anda başka dua etmekle boşuna uğraşmayıp, hazırda kabul olan, makbul dua varken, o duaya amin diyerek ortak olmağa çalışırsak kârlı çıkarız. Zîra kendimize yapacağımız duanın neticesi mechul olabilir).
 

Benzer konular