Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Yasin Suresi

K

katip

Guest
#1
YÂSÎN SURESİ

يس ﴿١﴾
Okunuş
Yasîn.

Ö.N. Bilmen
Yâ Sîn.

M.H. Şakir
Ya Seen.

وَالْقُرْاٰنِ الْحَكٖيمِ ﴿٢﴾
Okunuş
Vel kur'anil hakîm.

Ö.N. Bilmen
(2-3) Kur'an-ı Hakim'e yemin ederim. Şüphe yok ki, sen, elbette (Peygamber) gönderilmiş olanlardansın.

M.H. Şakir
I swear by the Quran full of wisdom

اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ ﴿٣﴾
Okunuş
İnneke le minel murselîn.

Ö.N. Bilmen
(2-3) Kur'an-ı Hakim'e yemin ederim. Şüphe yok ki, sen, elbette (Peygamber) gönderilmiş olanlardansın.

M.H. Şakir
Most surely you are one of the messengers

عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ ﴿٤﴾
Okunuş
Ala siratim mustekîm.

Ö.N. Bilmen
Bir istikametli yol üzere bulunmaktasın.

M.H. Şakir
On a right way.

تَنْزٖيلَ الْعَزٖيزِ الرَّحٖيمِ ﴿٥﴾
Okunuş
Tenzilel azizir rahîm.

Ö.N. Bilmen
(O Kur'an) Rahîm olan Allah Teâlâ tarafından indirilmiştir.

M.H. Şakir
A revelation of the Mighty, the Merciful.

لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا اُنْذِرَ اٰبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ﴿٦﴾
Okunuş
Li tunzira kavmem ma unzira abauhum fehum ğafilûn.

Ö.N. Bilmen
Tâ ki, bir kavmi korkutasın ki, onların ataları korkutulmamıştır. Artık onlar gâfil kimselerdir.

M.H. Şakir
That you may warn a people whose fathers were not warned,so they are heedless.

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿٧﴾
Okunuş
Le kad hakkal kavlu ala ekserihim fehum la yu'minûn.

Ö.N. Bilmen
Andolsun ki, onların birçokları üzerine o söz (o azap emri) hak olmuştur. Artık onlar imân etmezler.

M.H. Şakir
Certainly the word has proved true of most of them, sothey do not believe.

اِنَّا جَعَلْنَا فٖى اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِىَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ﴿٨﴾
Okunuş
İnna cealna fi a'nakihim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehum mukmehûn.

Ö.N. Bilmen
Şüphe yok ki, Biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişizdir, tâ ki onların çenelerine kadar dayanmıştır. Artık onlar başları yukarı kaldırılmış, gözleri aşağıya çevrilmiş kimselerdir, bir şey görüp anlayamazlar.

M.H. Şakir
Surely We have placed chains on their necks, and thesereach up to their chins, so they have their heads raisedaloft.

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدٖيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ﴿٩﴾
Okunuş
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahum fehum la yubsirûn.

Ö.N. Bilmen
Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.

M.H. Şakir
And We have made before them a barrier and a barrierbehind them, then We have covered them over so that they donot see.

وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿١٠﴾
Okunuş
Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onları korkutmuş olsan da, korkutmasan da onlara karşı müsavîdir, imân etmezler.

M.H. Şakir
And it is alike to them whether you warn them or warnthem not: they do not believe.

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِىَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ ﴿١١﴾
Okunuş
İnnema tunziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb, fe beşşirhu bi mağfirativ ve ecrin kerîm.

Ö.N. Bilmen
Sen ancak zikre tâbi ve Rahmân'dan daha görmeksizin korkan kimseyi korkutursun. Artık onu bir yarlığanma ile ve pek şerefli bir mükâfaat ile müjdele.

M.H. Şakir
You can only warn him who follows the reminder and fearsthe Beneficent Allah in secret; so announce to him forgivenessand an honorable reward.

اِنَّا نَحْنُ نُحْيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْ وَكُلَّ شَیْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فٖى اِمَامٍ مُبٖينٍ ﴿١٢﴾
Okunuş
İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarahum, ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamim mubîn.

Ö.N. Bilmen
Şüphe yok ki, Biz ölüleri diriltiriz ve onların önden göndermiş olduklarını ve eserlerini yazarız. Ve zâten herşeyi pek apaçık bildiren bir Levh-i Mahfuz'da zabtetmişizdir.

M.H. Şakir
Surely We give life to the dead, and We write down whatthey have sent before and their footprints, and We haverecorded everything in a clear writing.

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا اَصْحَابَ الْقَرْيَةِ اِذْ جَاءَهَا الْمُرْسَلُونَ ﴿١٣﴾
Okunuş
Vadrib lehum meselen ashabel karyeh, iz caehel murselûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlara (o münkirlere) o şehir ahalisini bir mesel olarak irâd et. O vakit ki, onlara o gönderilmiş olan elçiler gelmişti.

M.H. Şakir
And set out to them an example of the people of thetown, when the messengers came to it.

اِذْ اَرْسَلْنَا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوا اِنَّا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ ﴿١٤﴾
Okunuş
İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselûn.

Ö.N. Bilmen
O vakit ki, onlara iki (elçiyi) göndermiştik. Hemen onları tekzîp ediverdiler. Sonra bir üçüncü ile kuvvetlendirdik. Dediler ki: «Muhakkak biz sizlere gönderilmiş elçileriz».

M.H. Şakir
When We sent to them two, they rejected both of them,then We strengthened (them) with a third, so they said:Surely we are messengers to you.

قَالُوا مَا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَمَا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَیْءٍ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ ﴿١٥﴾
Okunuş
Kalu ma entum illa beşerum misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibûn.

Ö.N. Bilmen
(O münkirler de) Dediler ki: «Siz bizim gibi bir insandan başka değilsiniz. Ve Rahmân hiçbir şey indirmedi. Siz, ancak yalan söyleyenlersiniz.»

M.H. Şakir
They said: You are naught but mortals like ourselves,nor has the Beneficent Allah revealed anything; you only lie.

قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ﴿١٦﴾
Okunuş
Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselûn.

Ö.N. Bilmen
(O elçiler de) Dediler ki: «Rabbimiz bilir ki, muhakkak bizler sizin için elbette gönderilmiş elçileriz.»

M.H. Şakir
They said: Our Lord knows that we are most surelymessengers to you.

وَمَا عَلَيْنَا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ ﴿١٧﴾
Okunuş
Ve ma aleyna illel belağul mubîn.

Ö.N. Bilmen
«Bizim üzerimize (teveccüh eden ise) apaçık bir tebliğden başka değildir.»

M.H. Şakir
And nothing devolves on us but a clear deliverance (ofthe message).

قَالُوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ ﴿١٨﴾
Okunuş
Kalu inna tetayyarna bikum, leil lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elîm.

Ö.N. Bilmen
(O münkirler de) Dediler ki: «Biz sizinle teşe'ümde bulunduk. Andolsun ki, eğer vazgeçmez iseniz elbette sizi taşlayacağız. Ve elbette ki, bizim tarafımızdan size pek acıklı bir azap dokunacaktır.»

M.H. Şakir
They said: Surely we augur evil from you; if you do notdesist, we will certainly stone you, and there shallcertainly afflict vou a painful chastisement from us.

قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ ﴿١٩﴾
Okunuş
Kalu tairukum meakum, ein zukkirtum bel entum kavmum musrifûn.

Ö.N. Bilmen
(Elçiler de) Dediler ki: «Sizin şeametiniz sizinle beraberdir. Siz öğüt verildiğiniz halde de mi öyle şeamette bulunuyorsunuz? Hayır. Siz müsrifler olan bir kavimsiniz.»

M.H. Şakir
They said: Your evil fortune is with you; what! if youare reminded! Nay, you are an extravagant people.

وَجَاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَدٖينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلٖينَ ﴿٢٠﴾
Okunuş
Ve cae min aksal medineti raculuy yes'a kale ya kavmittebiul murselîn.

Ö.N. Bilmen
O şehrin en uzak bir tarafından bir er, koşar bir halde geldi. Dedi ki: «Ey kavmim! O gönderilmiş olanlara tâbi olun.»

M.H. Şakir
And from the remote part of the city there came a manrunning, he said: O my people! follow the messengers;

اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْپَلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ ﴿٢١﴾
Okunuş
İttebiu mel la yes'elukum ecrav vehum muhtedûn.

Ö.N. Bilmen
«O Zâta tâbi olunuz ki, sizden bir ücret istemiyor. Onlar doğru yola ermiş kimselerdir.»

M.H. Şakir
Follow him who does not ask you for reward, and they arethe followers of the right course;

وَمَا لِىَ لَا اَعْبُدُ الَّذٖى فَطَرَنٖى وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٢٢﴾
Okunuş
Ve ma liye la a'budullezi fetarani ve ileyhi turceûn.

Ö.N. Bilmen
«Ve bana ne (mani) var ki, beni yaratmış olana ibadette bulunmayayım? Ve halbuki, O'na döndürüleceksiniz.»

M.H. Şakir
And what reason have I that I should not serve Him Whobrought me into existence? And to Him you shall be broughtback;

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهٖ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّٖى شَفَاعَتُهُمْ شَيْپًا وَلَا يُنْقِذُونِ ﴿٢٣﴾
Okunuş
E ettehizu min dunihi aliheten iy yuridnir rahmanu bi durril la tuğni anni şefaatuhum şey'ev ve la yunkizûn.

Ö.N. Bilmen
«Ben hiç O'ndan başka tanrılar ittihaz eder miyim ki, eğer o Rahmân benim için bir fenalık irâde buyursa onların şefaatleri benim için bir fâidebahş olamaz ve onlar beni asla (O fenalıktan) kurtaramazlar.»

M.H. Şakir
What! shall I take besides Him gods whose intercession,If the Beneficent Allah should desire to afflict me with aharm, shall not avail me aught, nor shall they be able todeliver me?

اِنّٖى اِذًا لَفٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ ﴿٢٤﴾
Okunuş
İnni izel le fi dalalim mubîn.

Ö.N. Bilmen
«Muhakkak ki, ben o vakit apaçık bir sapıklıkta bulunmuş olurum.»

M.H. Şakir
In that case I shall most surely be in clear error:

اِنّٖى اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ ﴿٢٥﴾
Okunuş
İnni amentu bi rabbikum fesmeûn.

Ö.N. Bilmen
«Şüphe yok ki, ben sizin Rabbinize imân ettim. Artık bunu benden işitiniz.»

M.H. Şakir
Surely I believe in your Lord, therefore hear me.

قٖيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمٖى يَعْلَمُونَ ﴿٢٦﴾
Okunuş
Kiledhulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemûn.

Ö.N. Bilmen
(O'na) Denildi ki: «Cennete giriver.» Dedi ki: «Keşke kavmim bilselerdi!»

M.H. Şakir
It was said: Enter the garden. He said: O would that mypeople had known

بِمَا غَفَرَ لٖى رَبّٖى وَجَعَلَنٖى مِنَ الْمُكْرَمٖينَ ﴿٢٧﴾
Okunuş
Bima ğafera li rabbi ve cealeni minel mukramîn.

Ö.N. Bilmen
«Rabbimin beni mağfirete nâil buyurduğunu ve beni ikram edilmişlerden kıldığını.»

M.H. Şakir
Of that on account of which my Lord has forgiven me andmade me of the honored ones!

وَمَا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِهٖ مِنْ بَعْدِهٖ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلٖينَ ﴿٢٨﴾
Okunuş
Ve ma enzelna ala kavmihi mim ba'dihi min cundim mines semai ve ma kunna munzilîn.

Ö.N. Bilmen
Ve onun kavmi üzerine ondan sonra gökten hiçbir ordu indirmedik ve Biz indirecekler de olmadık.

M.H. Şakir
And We did not send down upon his people after him anyhosts from heaven, nor do We ever send down.

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ ﴿٢٩﴾
Okunuş
İn kanet illa sayhatev vahideten fe iza hum hamidûn.

Ö.N. Bilmen
O bir sayhadan başka olmadı. O anda onlar hemen sönüvermiş kimseler oldular.

M.H. Şakir
It was naught but a single cry, and lo! they were still.

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَاْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِٶُنَ ﴿٣٠﴾
Okunuş
Ya hasraten alel ibad, ma yetihim mir rasulin illa kanu bihi yestehziûn.

Ö.N. Bilmen
Ey o kullar üzerine (teveccüh edecek) hasret! (Tam zamanın). Onlara bir resûl gelmezdi ki illâ istihzâda bulunurlar olmuşlardı.

M.H. Şakir
Alas for the servants! there comes not to them anmessenger but they mock at him.

اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ ﴿٣١﴾
Okunuş
Elem yerav kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yarciûn.

Ö.N. Bilmen
Görmediler mi ki, onlardan evvel ne kadar kavimleri helâk ettik. Şüphe yok ki onlar, bunlara dönüp gelmiyorlar.

M.H. Şakir
Do they not consider how many of the generations have Wedestroyed before them, because they do not turn to them?

وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ ﴿٣٢﴾
Okunuş
Ve in kullul lemma cemi'ul ledeyna muhdarûn.

Ö.N. Bilmen
Ve hepsi de Bizim indimizde (muhasebe için) mecmuan huzura getirilmişlerdir.

M.H. Şakir
And all of them shall surely be brought before Us.

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَاْكُلُونَ ﴿٣٣﴾
Okunuş
Ve ayetul lehumul erdul meyteh, ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhu ye'kulûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlar için ölmüş yer bir ibrettir. Onu hayata kavuşturduk ve ondan daneler (meydana) çıkardık da ondan yiyiverirler.

M.H. Şakir
And a sign to them is the dead earth: We give life to itand bring forth from it grain SQ they eat of it.

وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِ ﴿٣٤﴾
Okunuş
Ve cealna fiha cennatim min nahiliv ve a'nabiv ve feccerna fiha minel uyûn.

Ö.N. Bilmen
Ve orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından nice bostanlar vücuda getirdik ve orada su menbalarından suları akıtıverdik.

M.H. Şakir
And We make therein gardens of palms and grapevines andWe make springs to flow forth in it,

لِيَاْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْدٖيهِمْ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ﴿٣٥﴾
Okunuş
Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, efela yeşkurûn.

Ö.N. Bilmen
Tâ ki, onun mahsulünden ve kendi ellerinin mamülatından yiyiversinler. Hâlâ şükretmeyecekler midir?

M.H. Şakir
That they may eat of the fruit thereof, and their handsdid not make it; will they not then be grateful?

سُبْحَانَ الَّذٖى خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ ﴿٣٦﴾
Okunuş
Sübhanellezi halekal ezvace kulleha mimma tumbitul erdu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemûn.

Ö.N. Bilmen
O zât-ı ilâhî (noksanlardan) münezzehtir ki, yerin bitirdiklerinden ve (insanların) kendi nefislerinden ve bilmedikleri şeylerden (nice) çiftleri, onların hepsini yaratmıştır.

M.H. Şakir
Glory be to Him Who created pairs of all things, of whatthe earth grows, and of their kind and of what they do notknow.

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَ ﴿٣٧﴾
Okunuş
Ve ayetul lehumul leyl, neslehu minhun nehara fe iza hum muzlimûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlar için gece de bir ibrettir. Ondan gündüzü yüzüp ayırırız. Hemen onlar, karanlıklara girmişler olurlar.

M.H. Şakir
And a sign to them is the night: We draw forth from itthe day, then lo! they are in the dark;

وَالشَّمْسُ تَجْرٖى لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِ ﴿٣٨﴾
Okunuş
Veş şemsu tecri li mustekarril leha, zalike takdîrul azizil alîm.

Ö.N. Bilmen
Güneş de kendisine mahsus karargâhında akar gider. İşte bu, o alîm'in takdiridir.

M.H. Şakir
And the sun runs on to a term appointed for it; that isthe ordinance of the Mighty, the Knowing.

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَكَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ ﴿٣٩﴾
Okunuş
Vel kamera kaddernahu menazile hatta ade kel urcunil kadîm.

Ö.N. Bilmen
Biz kamer'e de konaklar takdir ettik. Nihâyet hurma salkımının eski kurumuş eğri dalı gibi bir hale dönmüş olur.

M.H. Şakir
And (as for) the moon, We have ordained for it stagestill it becomes again as an old dry palm branch.

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖى لَهَا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فٖى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ﴿٤٠﴾
Okunuş
Leşşemsu yembeği leha en tudrikel kamera velel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekiy yesbehûn.

Ö.N. Bilmen
Ne güneş için layık olur ki, o ay'a yetişmiş olsun. Ne de gece için layıkdır ki, gündüzü geçmiş bulunsun ve hepsi de birer felekte yüzerler.

M.H. Şakir
Neither is it allowable to the sun that it shouldovertake the moon, nor can the night outstrip the day; andall float on in a sphere.

وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ ﴿٤١﴾
Okunuş
Ve ayetul lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlar için bir alâmettir, onların çoluk çocuklarını dolmuş bir gemiye muhakkak bizim yükletmiş olmamız.

M.H. Şakir
And a sign to them is that We bear their offspring inthe laden ship.

وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهٖ مَا يَرْكَبُونَ ﴿٤٢﴾
Okunuş
Ve halakna lehum mim mislihi ma yarkebûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlar için onun mislinden biner oldukları şeyleri de yarattık.

M.H. Şakir
And We have created for them the like of it, what theywill ride on.

وَاِنْ نَشَاْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرٖيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَ ﴿٤٣﴾
Okunuş
Ve in neşe' nuğrikkum fela sariha lehum velahum yunkazûn.

Ö.N. Bilmen
Ve eğer dilersek onları garkederiz, artık onlar için ne bir hâlâskar vardır ve ne de onlar kurtarılabilirler.

M.H. Şakir
And if We please, We can drown them, then there shall beno succorer for them, nor shall they be rescued

اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا اِلٰى حٖينٍ ﴿٤٤﴾
Okunuş
İlla rahmetem minna ve ****an ila hîn.

Ö.N. Bilmen
Ancak bizden bir rahmet olarak ve bir zamana kadar müstefit kılmak için (dilersek onları kurtarırız).

M.H. Şakir
But (by) mercy from Us and for enjoyment till a time.

وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْدٖيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿٤٥﴾
Okunuş
Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamûn.

Ö.N. Bilmen
Onlara belki merhamet olunursunuz, önlerinizde olandan ve arkanızda olandan sakınınız denildiği zaman (onlar yüz çevirirler).

M.H. Şakir
And when it is said to them: Guard against what isbefore you and what is behind you, that mercy may be had onyou.

وَمَا تَاْتٖيهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضٖينَ ﴿٤٦﴾
Okunuş
Ve ma te'tihim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridîn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki, illâ ondan yüz çeviriciler olmuşlardır.

M.H. Şakir
And there comes not to them a communication of thecommunications of their Lord but they turn aside from it.

وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ ﴿٤٧﴾
Okunuş
Ve iza kile lehum enfiku mimma razekakumullahu kalellezîne keferu lillezîne amenu e nut'imu mel lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalim mubîn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlara «Allah'ın sizi merzûk ettiği şeylerden infak ediniz» denildiği vakit kâfir olanlar, imân edenlere dediler ki: «Biz mi taam vereceğiz o kimseye ki, eğer Allah dilese idi ona taam verirdi. Siz başka değil, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz?»

M.H. Şakir
And when it is said to them: Spend out of what Allah hasgiven you, those who disbelieve say to those who believe:Shall we feed him whom, if Allah please, He could feed? Youare in naught but clear error.

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰـذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ ﴿٤٨﴾
Okunuş
Ve yekulune **** hazel va'du in kuntum sadikîn.

Ö.N. Bilmen
Ve derler ki: «O vaad ne zaman, eğer siz sâdıklar oldunuz iseniz?»

M.H. Şakir
And they say: When will this threat come to pass, if youare truthful?

مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَاْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ ﴿٤٩﴾
Okunuş
Ma yenzurune illa sayhatev vahideten te'huzuhum vehum yehissimûn.

Ö.N. Bilmen
Onlar, birbirleriyle çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak olan bir sayhadan başkasını gözetmezler.

M.H. Şakir
They wait not for aught but a single cry which willovertake them while they yet contend with one another.

فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَا اِلٰى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ ﴿٥٠﴾
Okunuş
Fela yesteti'une tevsiyetev ve la ila ehlihim yarciûn.

Ö.N. Bilmen
Artık ne bir vasiyet yapmaya muktedir olabilirler ve ne de ailelerine dönebilirler.

M.H. Şakir
So they shall not be able to make a bequest, nor shallthey return to their families.

وَنُفِخَ فِى الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ ﴿٥١﴾
Okunuş
Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilûn.

Ö.N. Bilmen
Ve Sûr'a üfürülmüş (olacak)dır. Artık onlar o zaman kabirlerinden (kalkıp) Rablerine doğru sür'atle yürümekte bulunurlar.

M.H. Şakir
And the trumpet shall be blown, when lo ! from theirgraves they shall hasten on to their Lord.

قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا هٰـذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ ﴿٥٢﴾
Okunuş
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanu ve sadekal murselûn.

Ö.N. Bilmen
Demiş olurlar ki, «Eyvah bize! Bizi kim uyuduğumuz yerden kaldırdı? İşte bu, Rahmân'ın vaadettiğidir ve gönderilmiş olanlar, doğru söylemiş.»

M.H. Şakir
They shall say: O woe to us! who has raised us up fromour sleeping-place? This is what the Beneficent Allah promisedand the messengers told the truth.

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ ﴿٥٣﴾
Okunuş
İn kanet illa sayhatev vahideten feiza hum cemi'ul ledeyna muhdarûn.

Ö.N. Bilmen
Bu bir sayhadan başka birşey değildir, hemen onlar o anda huzurumuza ihzar edilmişlerdir.

M.H. Şakir
There would be naught but a single cry, when lo ! theyshall all be brought before Us;

فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْپًا وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٥٤﴾
Okunuş
Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'ev vela tuczevne illa ma kuntum ta'melûn.

Ö.N. Bilmen
Artık bugün hiçbir şahıs bir şey ile zulme uğratılmaz ve sizler de, yapmış olduğunuz şeylerden başkasıyla cezalandırılmazsınız.

M.H. Şakir
So this day no soul shall be dealt with unjustly in theleast; and you shall not be rewarded aught but that whichyou did.

اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖى شُغُلٍ فَاكِهُونَ ﴿٥٥﴾
Okunuş
İnne ashabel cennetil yevme fi şuğulin fakihûn.

Ö.N. Bilmen
Şüphe yok ki, o gün cennet ashâbı bir eğlence içinde zevkiyâb olanlardır.

M.H. Şakir
Surely the dwellers of the garden shall on that day bein an occupation quite happy.

هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ فٖى ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَائِكِ مُتَّكِؤُنَ ﴿٥٦﴾
Okunuş
Hum ve ezvacuhum fi zilalin alel eraiki muttekiûn.

Ö.N. Bilmen
Onlar ve zevceleri gölgeler içinde tahtlar üzerine dayanıp durmuşlardır.

M.H. Şakir
They and their wives shall be in shades, reclining onraised couches.

لَهُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَ ﴿٥٧﴾
Okunuş
Lehum fiha fakihetuv ve lehum ma yeddeûn.

Ö.N. Bilmen
Onlar için orada taze yemişler vardır ve onlar için ne isterlerse vardır.

M.H. Şakir
They shall have fruits therein, and they shall havewhatever they desire.

سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحٖيمٍ ﴿٥٨﴾
Okunuş
Selamun kavlem mir rabbir rahîm.

Ö.N. Bilmen
Rahîm olan Rabden kavlen bir selâm da vardır.

M.H. Şakir
Peace: a word from a Merciful Lord.

وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ ﴿٥٩﴾
Okunuş
Vemtazul yevme eyyuhel mucrimûn.

Ö.N. Bilmen
Ve ey günahkârlar! Bugün siz ayrılıp yalnız kalınız.

M.H. Şakir
And get aside today, O guilty ones!

اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَنٖى اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌ ﴿٦٠﴾
Okunuş
Elem a'hed ileykum ya beni ademe el la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvum mubîn.

Ö.N. Bilmen
Ey ademoğulları! Size tavsiye etmedim mi ki, şeytana ibadet etmeyiniz. Şüphe yok ki, o sizin için apaçık bir düşmandır.

M.H. Şakir
Did I not charge you, O children of Adam ! that youshould not serve the Shaitan? Surely he is your open enemy,

وَاَنِ اعْبُدُونٖى هٰـذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ ﴿٦١﴾
Okunuş
Ve eni'buduni haza siratum mustekîm.

Ö.N. Bilmen
Ve bana ibadet ediniz. İşte doğru yol budur.

M.H. Şakir
And that you should serve Me; this is the right way.

وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَثٖيرًا اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ ﴿٦٢﴾
Okunuş
Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, efelem tekunu ta'kilûn.

Ö.N. Bilmen
Andolsun ki, sizden birçok cemiyetleri sapıklığa düşürdü. Siz âkilâne düşünür olmadınız mı?

M.H. Şakir
And certainly he led astray numerous people from amongyou. What! could you not then understand?

هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ﴿٦٣﴾
Okunuş
Hazihi cehennemulleti kuntum tuadûn.

Ö.N. Bilmen
Bu sizin o vaadolunmuş olduğunuz cehennemdir.

M.H. Şakir
This is the hell with which you were threatened.

اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ﴿٦٤﴾
Okunuş
İslevhel yevme bima kuntum tekfurûn.

Ö.N. Bilmen
O inkar eder olduğunuzdan dolayı bugün ona giriveriniz.

M.H. Şakir
Enter into it this day because you disbelieved.

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا اَيْدٖيهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ﴿٦٥﴾
Okunuş
El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibûn.

Ö.N. Bilmen
Bugün onların ağızları üzerine mühür basarız ve bize elleri söyler ve neler kazanır olduklarına dair ayakları şehâdette bulunur.

M.H. Şakir
On that day We will set a seal upon their mouths, andtheir hands shall speak to Us, and their feet shall bearwitness of what they earned.

وَلَوْ نَشَاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ ﴿٦٦﴾
Okunuş
Velev neşau letamesna ala a'yunihim festebekus sirata fe enna yubsirûn.

Ö.N. Bilmen
Ve eğer dilese idik gözlerini büsbütün mahvederdik de yola koşar dururlardı. Artık nereden görebilecekler?

M.H. Şakir
And if We please We would certainly put out their eyes,then they would run about groping for the way, but howshould they see?

وَلَوْ نَشَاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِیًّا وَلَا يَرْجِعُونَ ﴿٦٧﴾
Okunuş
Velev neşau le mesahnahum ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciûn.

Ö.N. Bilmen
Ve eğer dilese idik onları en kuvvetli bulundukları yerde mahvederdik. Artık ne geçip gitmeğe ve ne de geri dönmeğe muktedir olamazlardı.

M.H. Şakir
And if We please We would surely transform them in theirplace, then they would not be able to go on, nor will theyreturn.

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى الْخَلْقِ اَفَلَا يَعْقِلُونَ ﴿٦٨﴾
Okunuş
Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk, efela ya'kilûn.

Ö.N. Bilmen
Ve her kimi de çokça yaşatıyor isek onu yaratılışta başaşağı ediyoruz. Daha âkilâne düşünemiyorlar mı?

M.H. Şakir
And whomsoever We cause to live long, We reduce (him) toan abject state in constitution; do they not thenunderstand?

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغٖى لَهُ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُبٖينٌ ﴿٦٩﴾
Okunuş
Ve ma alemnahuş şi'ra ve ma yembeği leh, in huve illa zikruv ve kur'anum mubîn.

Ö.N. Bilmen
Ve Biz O'na şiiri talîm etmedik ve O'nun için lâyık da olmaz. O, başka değil bir mev'izedir ve pek bedîhi bir Kur'an'dır.

M.H. Şakir
And We have not taught him poetry, nor is it meet forhim; it is nothing but a reminder and a plain Quran,

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرٖينَ ﴿٧٠﴾
Okunuş
Li yunzira men kane hayyen ve yehikkal kavlu alel kâfirîn.

Ö.N. Bilmen
Hayat sahibi olan kimseyi korkutması ve kâfirler üzerine de azabın tahakkuk etmesi için (O Kur'an'ı) indirdik.

M.H. Şakir
That it may warn him who would have life, and (that) theword may prove true against the unbelievers.

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْدٖينَا اَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ ﴿٧١﴾
Okunuş
E ve lem yerav enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fehum leha malikûn.

Ö.N. Bilmen
Görmediler mi ki, muhakkak Biz onlar için (kudret) ellerimizin yaptıklarından dörder ayaklı hayvanlar yarattık, artık bunlara mâliktirler.

M.H. Şakir
Do they not see that We have created cattle for them,out of what Our hands have wrought, so they are theirmasters?

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَاْكُلُونَ ﴿٧٢﴾
Okunuş
Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlara bunları musahhar (itaatkar) kıldık. Artık bunlardan onların binecekleri (hayvanlar) vardır ve bunlardan yiyiverirler.

M.H. Şakir
And We have subjected them to them, so some of them theyhave to ride upon, and some of them they eat.

وَلَهُمْ فٖيهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ﴿٧٣﴾
Okunuş
Ve lehum fiha menafiu ve meşarib, efela yeşkurûn.

Ö.N. Bilmen
Ve onlar için bunlarda menfaatler ve içilecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

M.H. Şakir
And therein they have advantages and drinks; will theynot then be grateful?

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَ ﴿٧٤﴾
Okunuş
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehum yunsarûn.

Ö.N. Bilmen
Onlar, belki yardım olunurlar diye Allah'tan başkasını mabutlar ittihaz ettiler.

M.H. Şakir
And they have taken gods besides Allah that they may behelped.

لَا يَسْتَطٖيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ ﴿٧٥﴾
Okunuş
La yesteti'une nasrahum vehum lehum cundum muhdarûn.

Ö.N. Bilmen
Onlara yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar ise bunlar için hazırlanmış yardımcı erlerdir.

M.H. Şakir
(But) they shall not be able to assist them, and theyshall be a host brought up before them.

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿٧٦﴾
Okunuş
Fela yahzunke kavluhum, inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linûn.

Ö.N. Bilmen
İmdi onların lâkırdıları seni mahzun etmesin. Şüphe yok ki Biz, onların neleri gizlediklerini ve neleri ilan ettiklerini biliyoruz.

M.H. Şakir
Therefore let not their speech grieve you; surely Weknow what they do in secret and what they do openly.

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖيمٌ مُبٖينٌ ﴿٧٧﴾
Okunuş
Evelem yeral insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasîmun mubîn.

Ö.N. Bilmen
İnsan görmedi mi ki, muhakkak Biz onu bir nutfeden yarattık, sonra o, bir apaçık mücadeleci (kesilmiş)tir.

M.H. Şakir
Does not man see that We have created him from the smallseed? Then lo! he is an open disputant.

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِىَ رَمٖيمٌ ﴿٧٨﴾
Okunuş
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah, kale mey yuhyil izame ve hiye ramîm.

Ö.N. Bilmen
Ve kendi yaradılışını unuttu da Bize bir misâl iradına kalkıştı, dedi ki: «Kemikleri kim diriltebilir ki, onlar çürümüşlerdir?»

M.H. Şakir
And he strikes out a likeness for Us and forgets his owncreation. Says he: Who will give life to the bones when theyare rotten?

قُلْ يُحْيٖيهَا الَّذٖى اَنْشَاَهَا اَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖيمٌ ﴿٧٩﴾
Okunuş
Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merrah, ve huve bi kulli halkin alîm.

Ö.N. Bilmen
De ki: «Onları ilk defa yaratmış olan diriltecektir. Ve O, bütün yaratılmışları tamamiyle bilendir.»

M.H. Şakir
Say: He will give life to them Who brought them intoexistence at first, and He is cognizant of all creation

اَلَّذٖى جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ ﴿٨٠﴾
Okunuş
Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdari naran fe iza entum minhu tukidûn.

Ö.N. Bilmen
«O (Hâlık-ı Azîm) ki, sizin için yemyeşil ağaçtan bir ateş vücuda getirmiştir de şimdi siz ondan yakıveriyorsunuz.»

M.H. Şakir
He Who has made for you the fire (to burn) from thegreen tree, so that with it you kindle (fire).

اَوَلَيْسَ الَّذٖى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلٖيمُ ﴿٨١﴾
Okunuş
Eveleysellezi halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahluka mislehum bela ve huvel hallakul alîm.

Ö.N. Bilmen
Gökleri ve yeri yaratmış olan, onların mislini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Ve O bihakkın bilen, yaratandır.

M.H. Şakir
Is not He Who created the heavens and the earth able tocreate the like of them? Yea! and He is the Creator (ofall), the Knower.

اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْپًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿٨٢﴾
Okunuş
İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kun fe yekûn.

Ö.N. Bilmen
O'nun emri, bir şeyi murad ettiği zaman ancak ona «Ol!» demesidir ki, o da hemen oluverir.

M.H. Şakir
His command, when He intends anything, is only to say toit: Be, so it is.

فَسُبْحَانَ الَّذٖى بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٣﴾
Okunuş
Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'iv ve ileyhi turceûn.

Ö.N. Bilmen
Hakikaten noksanlardan münezzeh (tesbih ve takdise müstehak)dir. O (Hâlık-ı Azîm) ki, her şeyin tam mülkü O'nun yed-i kudretindedir ve siz de ancak O'na (O'nun huzur-u manevîsine) döndürüleceksiniz.

M.H. Şakir
Therefore glory be to Him in Whose hand is the kingdomof all things, and to Him you shall be brought back.