Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1900 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

MEVLANA CELALALEDDİN RUMİ Düşüncesinde Bazı Tasavvufi Kavramlar 3.(KALP)

KALP

Kalp kelimesi, Arapça’da bir şeyin altını üstüne getirmek, çevirmek vs. gibi anlamlara gelir.[57] Tasavvufî olarak kalp, insanın mahiyeti, madde ile mananın birleştiği yer, akıl, ruh, Allah’ın tecelli ettiği makam, ilahi latife gibi bir çok yönlü manalara gelir.[58]
Kalbin manasını açıklayan Gazali, şunları ifade eder: “Bir latife-i rabbaniyye-i ruhaniyyedir. Yani gözle görülmeyen ruhani bir varlık olasıdır ki o kalbi ruhaninin kalbi cismani ile bir alakası vardır. İşte insanın hakikati bu kalbi ruhanidir. İnsanda anlayan, arif ve alim kalp budur. Hitap edilen ikap edilen ve aranan yine bu kalptir.”[59]
“Kalb-i mecazi sadrımızın sol tarafında bulunan bir et parçası. Madeni ruhi hayvanî ve ruhi insanî ile müeyyeddir ve ruh bir cevheri ruhani olup kalbi mecazi ile münasebet kurmuştur. Ve ruh-i hakiki mirat-ı tecelli-i zat idüp kemalatı zat ile nazar ider. Kalb-i hakiki latife-i rabbaniye-i ruhaniyye ve hakim-i nefs-i natıkadır. Kalp Hakk Sübhanehu ve Teala’nın asar-ı kudretini mutalaa ve cemal-i pakini müşahede içün halk olunmuştur.” diyen Safer Baba, kalbi çok güzel tarif etmiştir.
Kalp ilahi hitabın mahalli ve muhatabı, marifet ve irfan denilen tasavvufî bilginin kaynağı, keşf ve ilham mahalli, Allah’ın tecelli ettiği yer ve benzeri ifadelerle izah edilmiştir.[60]
Hz. Peygamber (s.): “Allah suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.”[61] buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi Hz. Mevlana şu şekilde izah eder.
“Yusuf-u Mısri’ye yoldan bir arkadaşı geldi. Ona: Bana ne armağan getirdin dedi. Yoldan gelen: Sende olmayan ne var ki? ve senin neye ihtiyacın var ki? Yalnız senden daha güzel bir kimde olmadığından her an kendi yüzünü seyretmen için sana bir ayna getirdim. dedi. Allah’ta olmayan ne vardır ve O’nun neye ihtiyacı olabilir? Allah sizin suretlerinize bakmaz, Belki ancak kalplerinize bakar.”[62]
Hz. Peygamber (s.): “Allah suretlerinize bakmaz kalbe bakar, kalp işlerinizi düzene koyun.” demiştir.” [63]
“Allah, “Ben, sana bir gönül sahibinden bakarım. Secdene, altın vermene bakmam bile demektedir.
Sen gönlünü gönül sandın da gönül sahiplerini aramayı bıraktın.
Gönül öyle bir varlıktır ki bu yedi gök gibi yedi yüz tanesini oraya koysan kaybolur gider.
Bu çeşit gönül kırıklarına gönül deme. Sebzvar’da Ebubekir arama.
Gönül sahibi altı yüzlü aynadır. Allah altı cihette de o aynadan nazar eder, durur.
Sana bakmam o gönüle bakarım. Ey canı kapımda olan bana armağan olarak gönül getir.
Sen dersinki işte sana gönül getirdim ya. Fakat O der ki: “Kutu (şehir) bu gönüllerle dopdolu.”
Nihayet solmuş, pörsümüş bir gönül bulur, onu salacaya kor, o tarafa götürürsün.
O da der ki:” A küstah burası mezarlık mı ki buraya ölü gönül getiriyorsun?”[64]
Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi Hz. Mevlana, Allah’ın huzuruna ancak selim bir kalp ile çıkılabileceğini ve ancak onların makbul olacağına kanidir. Kişi eğer böyle bir kalbe sahip değilse gönül sahibi birini bulup ona tabi olması ve onu kendisine rehber edinmesi gerekmektedir. Allah Teala bu konuda şöyle buyurur: “O gün ne mal verir ne evlat, ancak kim kalbi selim ile gelirse o fayda görür.”[65]
Kalp nazargah-ı ilahidir. Mümin kalbini daimi temiz tutmalıdır. Kalp, bütün işlerin niyetlerinin toplandığı merkezdir. Bu merkezdeki niyetler sahih olmadığı sürece yapılan hiçbir amelin değeri yoktur.
Yine Hz. Mevlana kalbin Allah’ın tasarrufu altında olduğunu ifade etmek için ise şu hadisten faydalanmıştır.
“… Kalp Allah Teala’nın iki parmağı arasındadır.” [66]
“Müminin kalbi adalet sahibi olan ve kendisinden yardım dilenen Allah’ın elindedir. İki parmağı arasındadır.” [67]
“Ölü kuş vuslat ve firkat arasında ihtiyarsız bir haldedir. “Kalp Allah’ın iki parmağı arasındadır.” hadisini okumadın mı?
Ölü kuşa avlanan dikkat ederse görür ki padişaha avlanmıştır.
Bu ölü kuştan baş çeken asla avcının elini bulamaz.
Ölü kuş der ki: “Benim murdarlığıma bakma. Padişahın bana olan aşkına bak. Bak da beni nasıl görüp gözetmekte bir gör.
Ben pis değilim. Beni padişah öldürdü; süretim ölüye benzedi.
Bundan önce kanadımla uçuyordum şimdi ise hareketim padişahın elinden.
Fani hareketim derimden çıkıp gitti. Şimdiki hareketim baki, çünkü O’ndan.” [68]
Yine Hz. Mevlana Allah lütfuyla arifin kalbinin uyumadığına delil olarak da şu hadisi nakleder.
“Peygamber (s.) “Gözlerim uyur ama Allah lütfundan kalbim uyumaz.” dedi. [69]
“Benim halim uyuyan adamın haline benzer gören şaşkın beni uyuyor sanır.
Halbuki bil ki gözüm uyur, gönlüm uyanıktır. Bil ki işsiz güçsüz gibi duruyorum. Ama işim de var gücüm de.
Senin gözün açık kalbin uyuyor, benim gözüm uyuyor, gönlüme kapı açılmış.” [70]
Hz. Mevlana Allah’ın sevgi yönüyle inanan kulunun kalbine sığdığını, yere göğe sığmadığını şu hadisten istidlal etmiştir.
“Peygamber (s.): “Allah, “Ben yücelere, aşağılara, göğe, yere, hatta arşa sığmam.” ey aziz bunu yakinen bil.
Fakat şaşılacak şeydir ki, inanan kişinin kalbine sığarım. Beni ararsan inanan gönüllerde ara buyurdu.” dedi.” [71]
“Allah Adem’e üç arşın bir boy verdiği halde ruhlarda levhlerde ne varsa hepsini gösterdi.
Allah ona ezelden ebede kadar ne varsa ve ne olacaksa önceden ve “alleme’l-esma” sından ders verdi, öğretti.
Melekler Adem’in yüzünden nail oldukları fütuhata göklerde bile erişememişlerdir.
Adem’in o pak ruhunun fezasına nispetle yedi kat gök seması bile dardı.
Arş bile o nuruyla o genişliğiyle beraber Adem’i görünce yerinden kalktı.
Arşın sonsuz bir büyüklüğü var fakat manaya karşı suret nedir ki?”[72]


[57] Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri, s. 422.
[58] Aynı yer.
[59] Gazali, İhya, c. 3, s. 9.
[60] Yüce, Abdülhakim, Razinin Tefsirinde Tasavvuf, Çağlayan Yay. İzmir 1996, s. 178.
[61] Müslim , Sahih, c.8, s. 11; İbn-i Mace, Sünen, c. 2, s. 1388; Mevlana, Mesnevi, c. 5, s. 71.
[62] Mevlana, Fihi Ma Fih, s. 285.
[63] Mevlana, Mesnevi, c. 5, s. 71.
[64] Mevlana, Mesnevi, c. 5, s. 71; Mevlana, Fihi Ma Fih, s. 285.
[65] Şura Suresi 88-89.
[66] Müslim, Sahih, c. 8, s. 51; Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 2, s. 168; Mevlana, Mesnevi, c. 6, s. 278, 335.
[67] Mevlana, Mesnevî, c. 3, s. 349.
[68] Mevlana, Mesnevi, c. 4, s. 87-88.
[69] Buhari, Sahih, c. 2, s. 47; Müslim, Sahih, c. 2, s. 166; Mevlana, Mesnevi, c. 1, s. 272.
[70] Mevlana, Mesnevi, c. 1, s. 272.
[71] Mevlana, Mesnevi, c. 1, s. 213.
[72] Aynı yer.
 
:52:
 
Üst Alt