Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammet (S.A.V.)’in miraçtaki müşahedeleri

islam73

Uzman Onbaşı
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz dünya semâsında, kendisini güler yüzle karşılayan Melekler arasında yüzü hiç gülmeyen Cehennem'in bekçisi Mâlik adındaki bir Melek ile de karşılaşmıştı. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz O'nun kim olduğunu, Cebrâil (A.S.)dan sorup öğrenince, Cebrâil (A.S.)a: - Cehennemi bana göstermesini ona emretmez misin? diye sordu. Cebrâil (A.S.):
- Olur! dedi ve Cehennemin Bekçisi Mâlik'e:
- Ey Mâlik! Muhammed'e, Cehennem'i göster! dedi. Mâlik, Cehennem'in üzerinden örtüsünü açınca, Cehennem öyle kaynamaya ve yükselmeye başladı ki, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz gördüğü her şeyi, O'nun yakalayıp yakıvereceğini sandı! Hemen, Cebrâil (A.S.)a:
- Ey Cebrâil! Mâlik'e emret de, onu yerine geri çevirsin! buyurdu. Cebrâil (A.S.) da, Cehennemi yerine çevirmesi için Mâlik'e emretti. O da Cehennem'e:
- Sâkin ol! dedi. Cehennem çıkmış olduğu eski yerine girince, Mâlik O'nun üzerine örtüsünü tekrar örttü.
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cehennemdeki azap susuzluklarını, azap zincirlerini, azap yılan ve akreplerini ve oradaki azaplardan daha bazılarını da gördü. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bir gün Cebrâil (A.S.)a:
- Ben ne için Mikâil'i hiç güler görmüyorum? diye sormuştu. Cebrâil (A.S.):
- Cehennem yaratılalıdan beri, Mikâil hiç gülmemiştir! dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
- Vallâhi! Ey Ümmet-i Muhammed! Benim bildiğimi, sizler de bilseydiniz, muhakkak ki, çok ağlar, pek az gülerdiniz! Canım, kudret elinde bulunan yüce ALLAH'a yemin ederim ki; benim gördüğüm şeyi, sizler de görmüş olsaydınız, muhakkak ki, pek az güler ve çok ağlardınız! buyurmuştu.
- Yâ Resûlellâh! Sen ne gördün? diye sordular. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
- Cenneti ve Cehennemi gördüm! buyurdu.
Enes (R.A)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Miraç gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı.
- Ey Cebrâil! Bunlar da kim?" diye sordum.
- Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını, şereflerini payimal edenlerdir."1
Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre, Miraç gecesinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin:
Eken ve hasad yapan bir kavme rastladığı, hasadı tamamlar tamamlamaz, olduğu gibi ekinin yerine geldiği, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bunlar mücahidlerdir" haberini verdiği; Sonra: Başlarını taşla ezen bir kavme rastladığını, başı ezildikçe eski haline döndüğünü, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bunlar başları namaza gitmeyen kimselerdir" dediğini; Sonra: Avret yerlerinde bir yama ile hayvanlar gibi otlayan bir kavme rastladığı, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bunlar zekâtlarını vermeyenler" dediğini; Sonra: Pis bir eti çiğ çiğ yiyen fakat pişmiş temiz et isteyen bir kavme rastladığını, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bunlar zina yapanlardır" dediğini; Sonra: Bir demet odun toplayan fakat taşıyamayan bir adama rastladığını, adamın bu demete yeni ilaveler yaptığını, Hz.Cebrail (A.S.)ın: "Bu, nezdinde emânet olup, emaneti eda etmeyen, başka emanet talep eden kimsedir" dediğini; Sonra: Dil ve dudakları kesilen ve her kesilişte tekrar eski haline dönen bir kavme rastladığını, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bunlar insanları fitneye çağıran kimselerdir" dediği; sonra: Küçük bir delikten çıkan büyük bir öküze rastladığı, bu öküzün o delikten tekrar geri gitmek isteyip muktedir olamadığı, Hz. Cebrail (A.S.)ın: "Bu, söz söyleyip pişman olan fakat, istediği halde sözünü geri alamayan kimse olduğu" kaydedilir.2 Ebû Said el-Hudri (R.A.)den rivayete göre, Miraç gecesinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
Ey Cebrail! Kimdir, bu? Diye sordu. Cebrail (A.S.) da:
- Bu, baban Hz. Adem (A.S.)dır, dedi. Hz. Adem (A.S.), bana selâm verdi, merhaba dedi, hayır duada bulundu. Bana:
- Merhaba, ey salih peygamber, ey salih oğul! Dedi.
Daha sonra baktım, bir toplum gördüm ki, dudakları deve dudağı gibiydi. Onlara bir takım memurlar görevlendirilmişti, dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar, bu taşlar mak'adlarından çıkıyordu.
- Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.):
- Onlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir, dedi. Sonra baktım bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor.
- Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.):
- Bunlar o koğucular, fitnecilerdir ki, insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar, dedi. Sonra baktım, bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leşler var. Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeye başladılar.
- Bunlar kim? Ey Cebrail! dedim. Cebrail (A.S.):
- Bunlar zinakârlar, ALLAH'ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler, dedi. Sonra baktım bir toplum var ki, karınları evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve akşam ateşe atılırken bunlara uğruyor, uğradı mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiğniyorlar.
- Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim... Cebrail (A.S.) dedi ki:
- Bunlar, karınlarında faiz yiyenlerdir. Sonra bir takım kadınlar memelerinden asılmış ve birtakım kadınlar baş aşağı ayaklarından asılmış.
- Ey Cibril! Bunlar kimler? dedim. Cebrail (A.S.):
- O bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır, dedi.3
Ve daha bir çok müşahedeler... Neler, neler...
Özetlersek: Mi'râc gecesi Resûl-i Zîşân (S.A.V.) Efendimiz yüksek makamlara çıktı. Melekût âlemini seyretti. Bunda maddî şartlar, zaman ve mekân kaydı ortadan kalktı. Gökler kademe kademe açıldı, nûrdan yaratılmış olan melekler mevkibi ile lâhût âleminde dolaştı. Mâverâ göründü. İlâhî nûr, Rahmânî feyz dalgaları içinde yüzdü. Arş'ı, Ferş'i seyretti. Sidre-i Müntehâ'ya ulaştı. Makam-ı Mahmûd'a erişti.
dipnot
(1) Ebû Davûd, Edeb: 40
(2) Askalanî, Fethu'l-Bari, Menakıbu'l-Ensar:41; 7/598, İbn-i Cerir et-Taberi; Tehzibü'l-Âsar, No:727; 1/433
(3) İbn-i Cerir et-Taberi, Tehzibü'l-Âsar, No:725; 1/429

Miraç mucizesinden sevgili Efendimiz (S.A.V.) biz Müslümanlara getirdiği hediye

Gidilen yerden eli boş da dönülmezdi. Bu bakımdan Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de ümmetine şu hediyeler ile dönmüştür:
1- Beş vakit namaz. ALLAH'ın lütuf ve rahmeti olarak elli vakitken Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin niyazı ile beş vakte indirilmiştir. Fakat elli vakit sevabı verileceği müjdelenmiştir. Gerçekten namaz, mü'min, Müslüman kimsenin Mî'racı'dır. Namaz sayesinde mü'min rûhen yükselerek kendisini Yüce Yaratıcı'nın katında bulur. Namaz, her türlü kulluk görevini içine alan, kulu şirkten ve kötülüklerden kurtaran ve onu ALLAH Teâlâ katında yüce derecelere ulaştıran ilahî bir mülâkattır.
2- Cennete ilk giren Peygamber, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz, cennete ilk giren ümmet de, O'nun ümmeti olacaktır.
3- Bakara Sûresi'nin son iki âyeti yani Âmenerresûlü....
Miraç gecesinde Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimize vasıtasız şekilde vahyolunan bu ayetler, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin hadislerinde övülmüş, her zaman ve özellikle yatmadan önce okunması tavsiye edilmiştir. Hz. Ebû Mesud el-Bedri (R.A)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Bakara sûresinin sonundaki iki ayet-i kerime'yi, kim geceleyin yatmadan önce okursa, ona mükâfat olarak yeter" buyurmuştur.1
4- Şirk hariç, bütün günahların affedileceği. Bilindiği üzere en büyük günah ALLAH'a ortak koşmaktır. Zatında ve sıfatlarında tek olan eşi, dengi ve benzeri bulunmayan ALLAH Teâlâ'ya eş koşanları, O, affetmiyeceğini, bunun dışında kalan günahları dilediği kimselerden bağışlayacağını Kur'an-ı Kerim'de bildirmiştir.2
5- Bir kişi iyilik işlerse, buna karşılık on sevap alacağı, iyiliğe niyet edip yapamadığı takdirde bile yine iyilik yapmış sayılacağı, kötülüğe niyet edip ancak yaparsa, bir kötülük yapmış sayılacağıdır. Fakat yine de bu mübarek ve ilahî gecede vahyedilenin tafsilatını ALLAH Teâlâ ve Peygamber'i bilir.
dipnot
(1) Buhari, Mağazi:9, No:3786, 4/1472
(2) Nisa Sûresi:48, 116
 
Üst Alt